ATEİZME CEVAPYAZILARIM

ATEİZMİN SEBEPLERİ VE GEÇERSİZLİĞİ

İnsanlar varolduğundan bu yana evrenle ilgili iki görüş vardır. Birincisi evrenin bir yaratıcı tarafından var edildiği, ikincisi ise evrenin bir yaratıcısı olmadığı ve her şeyin kendi kendine olduğu görüşüdür. Binlerce yıldır bu iki düşünce arasında örnekler, deliller veya sözde delillerle tartışma süregelmiştir. Aslında evrenin bir yaratıcısı olduğu çok açık bir gerçektir. Her ne kadar ateistler kabul etmese de evrenin bir yaratıcı tarafından yaratıldığı tek bir örnekle bile anlaşılır. Bir makas dahi kendi kendine oluşamaz. Ancak günümüz bilimiyle keşfedilen canlı özelliklerine girecek olursak zaten yaratılış reddedilemeyecek şekilde netleşir. Mesela canlı DNA’ları yaratılışın çok net kanıtıdır. Çünkü DNA’da bilgi vardır ve bir yerde bilgi varsa sahibi olmalıdır. İnsanlar canlılardan örnek alarak teknoloji geliştirirler. Mesela örümcek ağlarına bakarak bu ağların 1/3 kalitesinde kevlar isimli bir malzeme üretilmiştir. Örümcekler insanların trilyonluk laboratuvarlarında yapamadıkları ipeği milyonlarca yıldır üretirler. Örümcek bu yeteneği kendi zekasıyla kazanamayacağına göre  çok üstün bir varlık tarafından yaratıldıkları kesinleşmiş olur. Peki neden halen inkar eden insanlar var? Bu konuda eskiden kendisi de bir ateist olan Fred Hoyle’un yorumu kayda değerdir;

Aslında, yaşamın akıl sahibi bir varlık tarafından meydana getirildiği o kadar açıktır ki, insan bu açık gerçeğin neden yaygın olarak kabul edilmediğini merak etmektedir. Bunun (kabul edilmemesinin) nedeni, bilimsel değil psikolojiktir. (Chandra Wickramasinghe, Evolution from Space, s. 130)

Fred Hoyle kendisi de eskiden bir ateist olması açısından doğru bir yorum yapmıştır. Ateizm psikolojik bir durumdur ve aslında çok açık bir gerçeğin inkarı üzerine kurulu bir felsefi düşüncedir. Şimdi bu düşüncenin psikolojik nedenlerinin kökenine inmeye çalışacağım. Ama bunu yaparken amacım kesinlikle ateist arkadaşları aşağılamak veya rencide etmek değil. Tam tersi bulundukları durumun deşifresini yaparak aslında akla uygun olmayan bir iddia içinde olduklarını göstermek. Ateist arkadaşlardan aşağıdaki sebeplerin tümüne de sahip olan olabilir ancak sadece bir tanesine sahip olan da olabilir. Aşağıdaki maddeler kesinlikle tüm ateistleri kapsamamaktadır. Hatta yazdığım hiçbir özelliği taşımayan ateistler dahi olabilir. Evet başlayabiliriz…

Büyüklenme ve Kibir

Büyüklenme ve kibir aslında ateizm sebeplerinin başında gelir. Ateistlerin bir kısmında çok büyük bir üstünlük hissi vardır. Genelde çevrelerindeki çoğu insandan üstün olduklarını düşünürler. Çok zeki olduklarına ve kendi zekalarıyla kavranabilecek her şeyi ilk duyuşta kavrayabileceklerine emindirler. Özellikle şu an Müslüman olarak gördükleri kişilerin bir kısmındaki samimiyetsiz tavır ve pek de zeki olmayan örnek ve konuşmaları, kendi zekalarına ve görüşlerine olan güvenlerini artırır. Bu üstünlük hissinin inkarda başlıca neden olduğunu aslında şeytan kıssasından anlıyoruz. Şeytan Allah’ın varlığını bilmesine rağmen büyüklük hissi yüzünden inkar etmiştir;

Ve meleklere: “Adem’e secde edin” dedik. İblis hariç (hepsi) secde ettiler. O ise, diretti ve kibirlendi, (böylece) kafirlerden oldu. [Bakara Suresi (2/34]

Bu durum insanlar için de geçerlidir. Aslında ateistler de delilleri görür, vicdanları da delilleri kabul eder ama bir kısmı kibir yüzünden inkar eder;

Vicdanları kabul ettiği halde, zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları inkar ettiler. [Neml Suresi (27/14]

Kötü Anılar

Ateizmin çok değişik nedenleri olduğunu söylemiştik. Bunlardan en yaygını da başa gelen kötü olaylardır. Bazı ateistler küçük yaşlarda yaşadıkları kötü olayların etkisinde kalırlar ve şu tarz bir mantığa girerler. Eğer Allah varsa da beni sevmiyor ve bu yüzden ben de O’nu inkar ediyorum. Aslında bu mantık biraz çıkarcı bir kafa yapısının sonucudur. Eğer Allah bana iyi davranırsa ben de inanırım ama iyi davranmazsa inkar ederim mantığı olmuş olur. Halbuki biz dünyaya imtihan için geldik ve zorluk yaşamamız son derece doğaldır. Hatta hiçbir ateist bir Peygamber kadar sınav olamaz. Tarihte gelen tüm peygamberler çok zorlu sınavlar yaşamış ama Allah’a olan imanları en kuvvetli insanlar olmuşlardır. Allah’ın bizim için her saniye yarattığı katrilyonlarca nimeti görmezden gelip yaşanan birkaç kötü olayla Allah’ı inkar etmek çok büyük nankörlüktür. Bu konuda örnek vermek gerekirse Türkiye’nin en ihtiraslı evrim savunucularından biri aynı zamanda ateisttir ve genç yaşta ailesini trafik kazasında kaybetmiştir. Hatta evrim iddiasının en bilindik kurucularından Charles Darwin normalde inançlı birisi olmasına rağmen kızının ölümünden sonra agnostik olduğu bilinir. Halbuki bize verilen her şey zaten Allah’a aittir. Dilediği zaman alır. Bu mantık da Kuran’da yine şu şekilde bildirilir;

İnsanlardan kimi, Allah’a bir ucundan ibadet eder, eğer kendisine bir hayır dokunursa, bununla tatmin bulur ve eğer kendisine bir fitne isabet edecek olursa yüzü üstü dönüverir. O, dünyayı kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu, apaçık bir kayıptır. [Hac Suresi (22/11]

Dolayısıyla bu mantık da psikolojiktir ve akılcı bir geçerliliği yoktur.

Belirli Yeteneklere Sahip Olmak

İlk başlığımızdaki kibir ve büyüklenmenin sebeplerinden biri olan yetenekler de ateizmde etkilidir. Bir enstrüman çalmak, iyi resim veya heykel yapmak veya başka her hangi bir yetenek, insanın kendine hayran kalmasına ve kendinin Allah’tan bağımsız bir güç sahibi olduğunu düşünmesine sebep olabilir. Halbuki her yeteneği yaratan Allah’tır. Birisi gitar çalarken her el hareketi Allah tarafından yaratılır.  Özellikle Rock müzik dinleyenler bulundukları ortamlar veya müzik türünün etkisiyle mutlaka inkar etmeleri gerektiğini düşünürler. Halbuki Rock müzik de Allah’ın yarattığı güzel nimetlerden biridir.

“Oysa sizi de, yapmakta olduklarınızı da Allah yaratmıştır.” [Saffât Suresi (37/96]

Dolayısıyla bir yeteneği ile kibirlenmek ve Allah’ı inkar etmek çok mantıksızdır. Ancak psikolojiktir.

Güzellik ve Yakışıklılık

Bir bayanın güzel olması veya bir erkeğin yakışıklı olması da enaniyet ve kibiri tetiklediği için inkar sebebi olabilir. Halbuki o güzelliği veren Allah’tır ve isterse dilediği zaman alır. Bu kişilerin bir çoğu yaşlanıp güzelliklerini kaybedince kibir ve enaniyetleri de gittiği için Allah’ın varlığını çok rahat kabul eder hale gelirler. Aslında bu kişiler için Hz. Yusuf örnektir. Çünkü muhteşem bir güzelliğe sahiptir ve aynı zamanda Allah’a karşı muhteşem bir imana sahiptir. Saraydaki kadınların Hz. Yusuf’u gördüklerindeki tepkileri bu güzelliği anlamamız için yeterlidir;

(Yusuf’a da:) “Çık, onlara (görün)” dedi. Böylece onlar onu (olağanüstü güzellikte) görünce (insanüstü bir varlıkmış gibi gözlerinde) büyüttüler, (şaşkınlıklarından) ellerini kestiler ve: “Allah’ı tenzih ederiz; bu bir beşer değildir. Bu, ancak üstün bir melektir” dediler. [Yûsuf Suresi (12 /31]

Zenginlik ve Çokluk

Yine insanın psikolojisini ve hayat görüşünü değiştiren durumlardan biri de zenginliktir. Bir insanın imanı sağlam temellere dayalı değilse, zengin olduğunda yaşadığı psikoloji sonucu Allah’ı inkar edebilir. Zenginlik durumunda Allah’ın inkar edilmesi aslında bir çok sebebe bağlıdır. Zenginlik beraberinde kibir getirebilir, aynı zamanda da dünya nimetlerinden sınırsız faydalanma olanağı sunar. Dolayısıyla zannedilenin aksine fakirlik değil zenginlik çok daha büyük bir sınavdır. O yüzden ısrarla zengin olmayı isteyen insanlar aslında fakir kalarak çok büyük bir nimete sahip olduklarını unutmamalıdırlar.

Mal (servet) ve çocuklar sahibi oldu diye, Kendisine ayetlerimiz okunduğu zaman: “(Bunlar) Eskilerin uydurma masallarıdır” diyen. [Kalem Suresi (68/ 14-15]

Bu durum da Kuran’da bildirilmiştir. Mal sahibi değilken Allah’a bağlı olup mal sahibi olunca Kuran’ı haşa ‘eskilerin masalları’ olarak görmek aciz bir tavırdır. Halbuki kimse Hz. Süleyman kadar zengin olamaz -ki Hz. Süleyman zenginliğini Allah’ı anmak için istemiştir;

O da demişti ki: “Gerçekten ben, mal (veya at) sevgisini Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim.” Sonunda bu atlar (koştular ve toz) perdesinin arkasına saklandılar. [Sad Suresi (38/32]

Ergenlikle Gelen Yeni Dünya

Başlık içinde ergen kelimesini geçirmemin sebebi bir çok ateistin de kendi içindeki bazı kişileri ergen olarak isimlendirmesidir. Peki ne olur da ergenlik döneminde ateist bir kafa yapısı oluşur. Ergenliğin en önemli özelliği kadınlık veya erkeklik hormonlarının bol miktarda salgılanmasıdır. Bu salgı nedeniyle kişinin vücut yapısı değişir, cinsel isteği artar hatta bazı psikolojik rahatsızlıklar hormon seviyesinin çok artmasından dolayı oluşur. Ergenlik öncesi normal seyrinde giden vücut, hormon saldırısına uğrayınca düşünce yapısında da büyük değişikliklere neden olabilir. Bu da bazen Allah’ı inkarla sonuçlanır. Belli yaşlardan sonra en ihtiraslı ateistlerin bile bir yaratıcıyı kabul etmesinin sebebi, aslında bu hormon seviyesinin düşmesi, eski enerjisini ve gücünü kaybedip acizliğini fark etmesi sonucu daha mantıklı düşünür hale gelmesidir.

Dinin Hayatını Kısıtlayacağı Endişesi

İnsanın bir bilinç dışı bir de bilinçli beyin bölümü vardır. Aslında her şey bilinç dışı bölümde oluşmasına rağmen biz her zaman bilinçli beynimizle karar verdiğimizi sanırız. Mesela çoğu çıkar mantığı bilinç dışı beyin bölümümüzde yapılır ve bilinçli bölüm de onun kendi fikri olduğunu sanır. Bu durum için de bu bilgi bizim için önemlidir. Çünkü bilinç dışı beyinde şu mantık kurulur. “Allah’ı kabul edersen sorumlu olursun. Sorumlu olursan hayatın kısıtlanır. Hayatın kısıtlanırsa da mutsuz olursun”. Bilinç dışı bölümde yapılan bu kurgudan habersiz olan kişi bilinçli bölümle başka sebepler uydurarak o sebepler nedeniyle Allah’ı inkar ettiğini sanır. Şu an tüm dünyada özellikle reklam sektöründe kullanılan subliminal stratejinin de temelinde bu mantık yatar. Mesela reklam içinde kullanılan seks öğeleri insanın bilinç dışı bölümünü ikna eder. Kişi ise bu şekilde ikna olduğundan habersizce o ürünün bir yiyecekse diğerinden daha iyi olduğunu, veya bir arabaysa özelliklerinin daha iyi olduğunu ve bu yüzden onu tercih ettiğini iddia eder. Aslında bilinç altına verilen seks mesajından habersizdir. Ateizmde de bilinç dışı bölgede kurulan mantık sonucu kişi inkara ikna olur ancak bu mantıkla inkar ettiğini bilmez. Ona sorarsanız Afrika’daki çocukların açlık durumunu örnek verir veya kendi ürettiği milyonlarca geçersiz mantığı…

Kendi istek ve tutkularını (hevasını) ilah edineni gördün mü? [Furkan Suresi (25/43]

Artık bu kişi Allah’ı değil istek ve tutkularını ilah, yani yol gösterici edinmiştir.

Müşrikliği Bilmemek

Ateizmin en büyük sebeplerinden biri de müşrikliğin Allah’ın istediği sistem sanılmasıdır. Aslında müşriklik bir makale değil bir kitaba sığacak kadar geniş bir konudur. Ancak kısaca anlatmak gerekirse şu an Müslüman sanılan veya ehli  kitaptan bir çok kişi Kuran’da müşrik olarak anlatılır. Müşrikler mümin olduklarını iddia eden, samimiyetsiz, dini kullanarak para kazanan, zeka seviyesi genelde düşük, kendi uydurduğu dini yaşamayan, hem görünüş olarak hem de karakter olarak son derece itici ve pis, namaz kılarken gösteriş için kılan, bilimi ve sanatı sevmeyen, kadınlardan nefret eden ve her fırsatta aşağılayan, aynı zamanda saldırgan bir karakter yapısıdır. Çoğu ateist müşriklerden kastın ateisler olduğunu sansa da aslında müşriklerden kasıt, ateistlerin gördüklerinde İslam’dan soğudukları sözde mümin kişilerdir. Hatta Peygamberler müşrik sistemi İslam’a çevirmek için gelirler. Her Peygamberin vefatından sonra müşrikler Peygamberleri ilahlaştırır, alimleri vahyin önüne alırlar, sözde hocalarını haşa Allah’ın önüne alırlar. Peygamberler de gelerek sadece Allah’a tapmalarını ve şirki bırakmalarını söyler. Ateist arkadaşların da anlaması için bir örnek vereyim. Mustafa Kemal Atatürk İslam’a karşı değil müşrikliğe karşı mücadele etmiştir. Müşrik sistemi çok iyi saptamış ve yok edilmesi için gereken her şeyi yapmıştır.

Aileden Gelen İnkar

Bazı kişilerde ateizm ailesinden gelir. Anne babası ateist olan bir çocuk yoğun telkin içinde kaldığından ateist olarak büyür. Ancak ne kadar telkin alırsa alsın büyüdüğünde kendi edindiği bilgilerle bir yaratıcının varlığını bulabilir. Sadece ateist aileler değil müşrik aileler de ateist çocuklara neden olurlar. Üstte kısaca bahsettiğim müşriklik, din adı altında ortaya çıkan hurafelerle, hikayelerle, yalanlarla, akıl-mantık dışı izahlarla bezenmiş akla ziyan bir yaşam şeklidir. Bu yaşamı anne babasında gören çocuk ilk başta dini inancını sonra da Allah inancını kaybedebilir. Çünkü anne babası sahtekar olmasına rağmen dışarıya karşı son derece mutaassıp bir görüntü verir. Çocuk da bu samimiyetsizliğin ortasında olumsuz yönde etkilenip inancını kaybedebilir. Dikkat ederseniz bu tarz kişilerin çocukları genelde ateisttir. Bazıları açık bir şekilde ateist olduğunu söylemesine karşın bazıları da sözde dindar çevrelerinden tepki görmemek için gizli ateist olarak hayatlarına devam ederler. Hatta bazıları namaz bile kılar. Ama kendi içinde inanmaz.

Dünyadaki Zulüm

Ateist arkadaşların birçoğunun verdiği en yaygın örneklerden biri de dünyadaki zulüm, Afrika’daki aç çocuklar vb. olaylardır. Halbuki bu tarz bir olaydan yaratıcı olmadığı sonucu çıkmaz. Yaratıcının değişik bir ilmi olduğu sonucu çıkar. O ilmi biz anlamıyor olabiliriz. Ancak unutmamak gerekir ki bu ilmi melekler bile anlamamıştır;

Hani Rabbin, Meleklere: “Muhakkak ben, yeryüzünde bir halife var edeceğim” demişti. Onlar da: “Biz seni  şükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?” dediler. (Allah:) “Şüphesiz sizin bilmediğinizi ben bilirim” dedi.  [Bakara Suresi (2/30]

Bu soruyu ilk soran ateistler değil meleklerdir ve Allah’ın cevabı “Şüphesiz sizin bilmediğinizi ben bilirim” olmuştur. Neden dünyada zulüm var? Bunu ahirette öğrenebiliriz. Ancak sırf bu zulümden yola çıkılarak Allah’ı inkar etmek akılcı bir tavır değildir. Psikolojiktir.

İnkarın Sözde Karizması

Ateizmin en büyük sebeplerinden biri de bir kısım ateistlerin entelektüel ve zeki olmasına karşın Allah’a inanan bir kısım insanların hem karizma hem de zeka açısından pek de iddialı olmamasıdır. Aslında İslam’ın ilk yıllarında, Allah’ın indirdiği sistem hurafelere maruz kalmadan önce Müslümanlar bilimi başlatmış ve devrin en entelektüel ve karizma insanları olmuşlardır. Fakat İslam hurafelerle dolmaya başladığında savunucuları da, düşünme yeteneği düşük insanlardan oluşmaya başladı. Tabi hepsi için geçerli değil. Dünyada Kuran’ı yeterli gören ve gerçek İslam’ı yaşayıp savunan çok sayıda Müslüman bulunmaktadır. Bu kişiler son derece zeki ve entelektüeldirler. Dolayısıyla inançlı olarak örnek alınacak kişilerde bu kalitedeki kişilerdir.

Bu psikolojiyi bir başka bilgiyle de desteklemek istiyorum. İnsanların fikirleri genelde aldıkları görsel ve işitsel telkinle oluşur. Reklam ve film sektöründe kullanılan bu beynin bilinç dışı bölgesine yönelik anlatımlar insanın fikirlerinin oluşmasında görev alır. Mesela yapılan bir deneyde deneklere iki şişe içki verilmiştir. Birinin üzerinde 90 $, birinin üzerinde ise 10$ yazmaktadır. Deneklerin neredeyse tamamı 90 $’lık içkinin çok daha lezzetli olduğunu söylemişlerdir. Halbuki iki şişede bulunan içki de aynıdır. Buradan nasıl bir sonuç çıkarmamız gerekir. İnsanlar karar verirken görsel işitsel telkinle karar verirler. Yani bir içeceği içen kişi o içeceğin reklamındaki bir karakter, küçükken yaşadığı anılar, belki içeceğin ambalajı, fiyatı vb. yüzlerce etmenle o içeceğin tadını belirler. İşte ateizmde de fikirler bu şekilde belirlenir. Yani imaj ateizmde çok önemlidir. İçi boş iddialar güzel gibi görünen bir imajdan dolayı kabul edilir. Ancak aklı başında biri imaja değil içeriğe bakar.

Arkadaş Çevresini Kaybetme Korkusu

Ateizm özellikle arkadaş çevrelerinde çok hızlı yayılır. Türkiye’den örnek vermek gerekirse belirli okullar ateizmin en çok yayıldığı yerlerdir. Allah inancı tam oturmamış kişiler bu tarz arkadaş ortamlarında din aleyhine yapılan konuşmalardan hemen etkilenirler. Bu ortamı kaybetmemek için de kendini ortamın felsefi görüşünün kucağına bırakır. Artık günden güne az olan imanını kaybeder hale gelmiştir. Dışarıdan kendisine gösterilen her türlü delile kapalıdır. Bu kişilerin ahiretteki durumu bir ayette şu şekilde geçer;

“Vah yazıklar bana, ne olurdu da filanı dost edinmeseydim.” [Furkan Suresi (25/28]

Bu nedenle bu kişilerin sırf arkadaş ortamları eğlenceli veya zevkli diye ortamın felsefi görüşüne kendilerini kaptırmaları son derece yanlış olacaktır.

Duygusallık

Ateizmde görülen yaygın özelliklerden biri de aşırı duygusallıktır. Duygusallık, insanın akılcı düşünme yetisini kaybetmesine neden olur. Özellikle ergenlik döneminde bu duygusallık insana, birçok konuda akılcı düşünme yetisini kaybettirir. Mesela diğer maddelerde de belirttiğimiz “Afrika’daki çocuklar neden aç” gibi düşünceler konusunda samimi olanlar aşırı duygusallık yaşamaktadırlar. Özellikle erkeklerde aşırı duygusallık eşcinsel eğilimlerle sonuçlanır. Bu durumda da Ateizm ve din düşmanlığı kişide pekişebilir.

Sevdiği Kişilerin Cehenneme Gideceğini Kabul Edememek

Ateist bir ailede yaşayan bir çocuk belli bir yaşa geldikten sonra çok sevdiği anne babasının cehenneme gideceğini düşündüğünde böyle bir inanca daha baştan mesafe koyar. “Benim anne ve babamı cehenneme gönderecek bir Allah’ı kabul etmem” der. Halbuki anne ve babası belki ömürlerinin sonlarında iman edecek olabilir. Kimse başkasının ahiretteki konumuna göre inancını belirlememelidir. Çünkü bu son derece mantıksız bir tavır olacaktır. İnsan delillere bakar bir yaratıcıyı görür ve Kuran’a bakarak da Allah sözü olduğunu rahatlıkla anlayabilir.

Fiziksel Güç

Kadınlarda da olmakla beraber özellikle erkeklerde kendini gösterir. Ergenlikle erkeğin tanıştığı “testosteron hormonu” vücutta kas gelişimini sağlar ve kişinin gücünü belirler. Eğer ufak oranlarda fazla olursa erkek daha kuvvetli olabilir. Bu durumda o kişi kaslarındaki gücün verdiği güvenle kendinden daha kuvvetli ve üstün bir varlığı kabul etmek istemeyebilir. Özellikle hiperaktivitede görülen bu durum kişinin Allah’ı inkar etmesiyle sonuçlanabilir. Özellikle erkekteki güç onun için bir kibir vesilesidir. Bu yüzden bu tarz kişilerden bazıları yaşlılıklarında güçlerini kaybedince eski kibir ve enaniyetleri (egoları) kalmadığı için acizliklerini görerek bir yaratıcının varlığını kabul etmektedirler.

Aşağılık Kompleksi ve İnkarın Sözde Karizması

Bazı Ateistlerde ise (az bir oran olabilir) ne ateizmle ilgili ne de dinle ilgili bilgisi olmamasına rağmen çevresinde kabul görmek için aşağılık kompleksi nedeniyle “ben ateistim” cümlesinin ona vereceği sözde karakterden etkilenerek Ateizme yönelebilmektedir. Özellikle erkeklerde karşı cinsle rahat iletişime geçmek için, cinsel tabuları olmadığını belli etmek ve her türlü ilişkiye hazır olduğunu belli etmek için bu görüş adeta bir imaj olarak kullanılır.

Bazı Alışkanlıklar

Makalemin başında da belirttiğim gibi bu başlıkların tamamı her ateist için geçerli değildir. Bunu tekrar hatırlatmakta fayda görüyorum. Bazı ateistlerde de uyuşturucu madde bağımlılığı gözümüze çarpar. Belki imansızlığın verdiği kabus nedeniyle belki de meraktan dolayı başladığı uyuşturucu kullanımının ilerleyen safhalarında aklı tamamen gider. Artık karşımızda sağlıklı düşünebilen ve karar veren birisi yoktur. Böyle birine saatlerce delil gösterseniz bile aklını kaybettiği için sizi duymayacaktır bile.

Allah’ı Kim Yarattı

Aslında bu tarz soruların tamamı bilinç dışı beyinde ikna olunan inkarın, bilinçli beyinde uydurulan sözde mantıklarıdır. Ateistler geçtiğimiz yüzyıla kadar evrenin sonsuzdan geldiğine inanıyorlardı ve bunu çok iyi anlıyorlardı. Geçtiğimiz yüzyıl evrenin bir başlangıcı olduğu bulununca nedense Allah’ın hep var olduğunu bir türlü anlayamadılar. Tabi ki konu anlayamamak değil bilinç dışında karar verilen inkarın bilinçli bölümde bir sebebe bağlanmasıdır. Evren Big Bang’le başlamıştır dolayısıyla zaman ve mekan da Big Bang’le başlamıştır. Evren harici zaman ve mekan yoktur. Zaman ve mekan olmayan bir boyutta önce veya sonradan bahsedemeyiz. Dolayısıyla aslında “Allah sonsuzdan beri var” demek bile doğru olmaz. Çünkü yine zamana bağlamış oluruz. Çok az yoğunlaşmayla anlaşılacak bu gerçek, ateisler tarafından bir türlü anlaşılamamaktadır. Dünyaca ünlü ateist Richard Dawkins bu konuda şöyle bir mantık üretir. Allah hep vardı demekle DNA hep vardı demek arasında bir fark yoktur. Hayır… Çok büyük fark vardır. Çünkü DNA’nın hep var olmadığını biliyoruz ve DNA, evren içinde zamana ve mekana bağlıdır. Ancak Allah zamana ve mekana bağlı değildir ve sebepsiz bir sebep olma zorunluluğu nedeniyle akla en uygun açıklama yaratılmamış bir yaratıcıdır.

Bu soruyu cevaplamamın sebebi ateizmin sabit bir mantığının olmadığını göstermek ve ürettiği soruların gerçekten merak edildiği için değil sadece insanlara karşı inkar sebeplerini saklayarak gerçekten akılcı sebeplerle inkar ettiklerine inandırma çalışmasının deşifresidir. Mesela Heackel hücre için “içi su dolu baloncuk” demiştir ve doğada kendiliğinden oluşacağını iddia etmiştir, 100 sene sonra hücrenin kompleks yapısı bulununca da Ergi Deniz Özsoy proteinle ilgili yani dolayısıyla hücre ile ilgili “çok kompleks. Allah niye böyle kompleks yaratsın” diyerek ateistlerin sabit bir mantığı olmadığını göstermiştir. Beynin bilinç dışı bölgesinde inkar sabitlenmiştir. Bilinçli bölgedeki mantıklar ve sebepler sürekli değişmiştir.

Allah Kendi Kaldıramayacağı Bir Taş Yaratabilir mi?

Bu tarz soruların tamamı aslında ateistlerin kendilerine delil gördükleri değil sadece delil olarak sundukları argümanlardır. Yani bunu söyleyen kişinin asıl inkar nedeni farklıdır. Mesela kız arkadaşıyla istediği gibi birlikte olmak için inkar ediyor olabilir veya istediği gibi içmek, uyuşturucu kullanmak vb.  Ancak neden sorulduğunda tabi bunları söylemeyecektir ve başka mantıklar üretecektir. En klasiklerinden olan paradoks üretme…

Üstteki soru bir paradokstur ve bakıldığında bir çelişki gibi dursa da çok komik denilebilecek bir mantık hatası yapılmaktadır. Bu tarz soruların tamamımın mantığı aynıdır. O yüzden verdiğim cevap genel bir cevap olarak da düşünülebilinir. Bu tarz sorulardaki taktik, Allah’a ait bir özellikle insana ait bir özelliğin kıyaslanıp aralarında oluşan tezattan dolayı inkar mantığının geliştirilmesidir. Yaratmak Allah’a ait bir özelliktir. Bir şeyi kaldıramamak ise insana ait bir özellik. Gerçekten bir çelişki gösterilecekse Allah’a ait iki özellik arasında gösterilmelidir. Ki bu imkansızdır. Bunu şöyle bir örnekle açıklayabiliriz. “Madem aldığın yatak rahat, neden üzerinde rahat yemek yiyemiyorum?”. Yatak yatmak için rahattır, yemek yemek için değil. Yatmak yatağın, yemek yemek ise masanın özelliğidir. Aynı önerme içinde kullanılmaları sonucu bir çelişki ortaya çıkması son derece doğaldır.

Sonuç

Makalemde kısaca değindiğim ateizmin sebepleriyle ilgili başka maddeler de yazılabilir. Bu makale sadece ateistlerin psikolojisi hakkında bir fikir vermesi için yazılmıştır. Ancak hiçbir sebep bir yaratıcıyı inkar etmeyi gerektirmez. Evrendeki, bilim adamları tarafından da isimlendirilmiş “fine tunning” yani “hassas ayar” yaratıcının en net delillerindendir. Ayrıca canlı DNA’larındaki katrilyonlarca bilgi de sahipsiz olamaz. Evrim iddiasının aksine, kanser yapan ve onbinlerce hastalığın sebebi olan mutasyonlar, DNA’daki muhteşem kodlamanın sahibi değildir.  Aklı başında bir insana düşen ise üstte belirttiğim her türlü psikolojik etmenden kendini sıyırıp itidalli bir şekilde düşünüp, bir yaratıcının varlığını kabul etmektir. Her ne kadar üstte yaratıcı olarak Allah’tan bahsetmiş olsam da makalemin konusu sadece bir yaratıcının kabulüdür. O yaratıcının Allah olduğu ise başka bir makalenin konusu olacaktır.

ATEİZMİN SEBEPLERİ VE GEÇERSİZLİĞİ” üzerine 6 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir