YAZILARIM

DELİLSİZ İMAN, İMAN MI?

Müslümanların birçoğuna inançları sorulduğu zaman “Allah’a inancım sonsuz” ve “Elhamdülillah Müslümanım” gibi cevaplar alırız. Fakat aynı kişilere Allah’ın varlığına veya İslam’a nasıl kanaat getirdiği sorulduğunda, aslında anne-babasından gelen bir inancı devam ettirdikleri ortaya çıkar.

Oysa Allah’ın Müslümanlardan istediği iman bu değildir. Allah, istediği imanı bir ayetinde şu şekilde bildirir;

Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) “Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru.” [Âli İmran Suresi (3/191]

Görüldüğü gibi Allah’ın istediği iman, deliller üzerinde düşünülerek elde edilen imandır. Çünkü eğer delillere dayalı bir iman olmazsa o kişi ayetlere karşı yeterince titiz olamaz. Bu kişilerin durumu bir ayette şu şekilde bildirilir;

De ki: “Eğer biliyorsanız (söyleyin:) Yeryüzü ve onun içinde olanlar kimindir?” “Allah’ındır” diyecekler. De ki: “Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz?” De ki: “Yedi göğün Rabbi ve büyük Arş’ın Rabbi kimdir?” “Allah’ındır” diyecekler. De ki: “Yine de sakınmayacak mısınız?” [Müminûn Suresi (23/84-87]

Görüldüğü gibi bu kişiler, sorulan sorulara her zaman “tabi ki Allah” cevabını vermekte ama Kuran’dan ve Allah’tan yüz çevirmiş bir yaşantıyı tercih etmektedirler. Aslında bu kişiler iman hakikatleri ve Kuran mucizeleri üzerinde düşünerek Allah’ın dilemesiyle derin bir imana kavuşabilecekken bu imanı bir türlü yaşayamazlar. Hatta deliller üzerinde düşünerek iman eden kişilere karşı da küçümser bir gözle bakarlar. Halbuki kendi imansızlıklarının farkında değildirler. Bu gaflet halleri de bir ayette şu şekilde bildirilir;

Gerçekten bunlar (bu şeytanlar), onları yoldan alıkoyarlar; onlar ise, kendilerinin gerçekten hidayette olduklarını sanırlar. [Zühruf Suresi (43/37]

Görüldüğü gibi bu kişiler deliller üzerinde düşünerek gerçek imanı yaşayacaklarına, kendilerini yeterli görerek aslında şeytanla yakın bir arkadaş olmuşlardır. Namaz kılamamalarının nedenini henüz içinden gelmediğini zannetmekte, Allah’ın varlığını tebliğ edememelerinin sebebini de hayat mücadelesi yüzünden ertelediğini iddia etmektedir. Oysa hepsinin kökeninde deliller üzerinde düşünmeme vardır. Kendilerini yeterli görmeleri de bu kişileri sürekli imandan uzaklaştırır ve bunun da farkına varmazlar. Bu durum da bir ayette şu şekilde bildirilmiştir;

Hayır; gerçekten insan, azar. Kendini müstağni gördüğünden. [Alak Suresi (96/6-7]

Kuran’da azmak, Kuran dışı yaşantıyı temsil eder. Gerçekten bu kişilere baktığımızda Allah’a ve Kuran’a inançlarının sonsuz olduğunu söylemelerine rağmen tamamen Kuran’dan uzak bir yaşantı içerisindedirler. Aslında imanlarının olmadığını da bir türlü kabullenemezler. Hatta bu durumları belli olmasın diye de iman hakikati veya Kuran mucizeleri anlatan kişilere karşı “bunlara gerek yok biz zaten inanıyoruz” diyerek karşı çıkarlar.

Halbuki Peygamberler dahi belli konularda Allah’tan delil istemişlerdir. Mesela Hz. Musa Allah’ı direkt görmek istemiştir ;

Musa tayin edilen sürede gelince ve Rabbi O’nunla konuşunca: “Rabbim, bana göster, Seni göreyim” dedi. (Allah:) “Beni asla göremezsin, ama şu dağa bak; eğer o yerinde karar kılabilirse, sen de beni göreceksin.” Rabbi dağa tecelli edince, onu param parça etti. Musa bayılarak yere düştü. Kendine geldiğinde: “Sen ne yücesin (Rabbim). Sana tevbe ettim ve ben iman edenlerin ilkiyim” dedi.  [A’raf Suresi (7 /143]

Hz. İbrahim ise Allah’tan ölüleri nasıl dirilttiğine dair delil istemiştir;

Hani İbrahim: “Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster” demişti. (Allah ona:) “İnanmıyor musun?” deyince, “Hayır (inandım), ancak kalbimin tatmin olması için” dedi. “Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır, sonra onları (parçalayıp) her bir parçasını bir dağın üzerine bırak, sonra da onları çağır. Sana koşarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.” [Bakara Suresi (2/260]

Dolayısıyla Peygamberler dahi “kalplerinin tatmin olması” için belli konularda delil isterken hayatında Kuran’ı okumamış, iman hakikatleri hakkında bilgisi olmayan birinin “benim inancım sonsuz” demesi çok komik bir durumdur.

Bazı kişiler de herkesin Allah’a inandığını ve dolayısıyla Müslüman’ın konusunun Allah’ın delilleri olmadığını iddia ederler. Ancak dünya üzerinde milyar hesabıyla ateist varken bu iddia son derece komiktir. Bu kişiler Kuran’ın konusunun sadece şirk olduğunu iddia ederler ancak bir ateiste “şirk koşma” denilince kahkaha ile güleceğini düşünmezler. Kuran’ın en önemli konularından birinin insanların şirkten uzak durmaları olduğu kesin bir gerçektir. Fakat Kuran’a inanmayan birinin Kuran’dan öğüt alması mümkün değildir. Kuran’a iman etmesi için delilleri görmesi gerekir. Eğer delil yoksa doğuştan müslüman olmayan birinin müslüman olması için hiçbir sebep yoktur. Bu yüzden delillerin incelenmesi ve detaylarıyla anlatılması çok önemlidir.

Aslında bu tarz kişilere baktığımızda dini anlatarak para kazanan insanlar olduklarını görürüz. Allah’ın delillerini anlatarak para kazanmak mümkün değildir. Bu yüzden Allah’ın delillerinin anlatılmasını gereksiz görür ve gösterirler. Oysa tüm Peygamberler yaratılışın delillerini anlatırlar. Kuran baştan sonra yaratılışın delillerine dikkat çeker. Allah göğe, yere, kendi yaratılışımıza, yıldızlara, Güneş’e ve Ay’a, suya, dağlara kısaca evrendeki herşeye bakmamızı ve delilleri görerek ibret almamızı emreder. Zaten bilimin temelleri de bu şekilde atılmıştır. Eğer Müslüman’ın konusu Allah’ın delilleri olmasaydı o zaman Müslümanların bilimle de alakası olmazdı. O mantıkta bilim dünyanın en boş uğraşı olurdu. Tabi ki Allah’ın böyle birşey emretmeyeceği açıktır. Allah Kuran’da delillerinin incelenmesini emrettiği için 8-13. yüzyıllar arası Müslümanlar bilimi şahlandırmıştır.

Ayrıca eğer deliller önemsizse neden Allah bu kadar detaylı bir sanatla yarattı?

Bu kişilerin kendilerini yeterli görmekten vazgeçip bir an önce iman hakikatleri, ve Kuran mucizeleri hakkında araştırmalar yapıp Allah’a ve Kuran’a “kesin bilgiyle iman” etmeleri gerekmektedir. Yoksa aşağıdaki ayetin hükmüne düşebilirler;

İnsanlardan öyleleri vardır ki: “Biz Allah’a ve ahiret gününe iman ettik” derler; oysa inanmış değillerdir. [Bakara Suresi (2/8]

 

DELİLSİZ İMAN, İMAN MI?” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir