YAZILARIM

EBUBEKİR SİFİL’İN DEŞİFRESİ

20 Temmuz 2017 akşamı Habertürk Tv’de tarihi bir canlı yayın gerçekleşti. Caner Taslaman ve Ebubekir Sifil’in daha önce internet ortamında yaptıkları yazılı tartışma ekranlara kadar taşındı. Bu tartışmada Caner Taslaman karşı olduğu sözde hadisleri teker teker masaya yatırırken Ebubekir Sifil hiçbirine yanıt veremediği gibi, fazla ezildiği için değişik tartışma taktikleriyle üstün geliyor taklidi yapmaya çalıştı.
İnternet ortamında çoğu kişi Ebubekir Sifil’in ve kendi din anlayışının ezildiğini gördü. Fakat ne yazık ki bunu göremeyenler de oldu. Ben de bu kadar net bir olayı göremeyenler için tartışmanın detaylarını daha da netleştirmek adına bu yazıyı hazırladım.
Aşağıda Ebubekir Sifil’in sorulan sorulara verdiği Kuran ve akıl dışı demagojik cevapların deşifresini ve tartışmada üstün gelmek adına uyguladığı taktiklerin deşifresini göreceksiniz. İddialar programdaki sırayla incelenecektir.
Ebubekir Sifil : İslam aleminin durumu malum. Bu konuları tartışmaktan memnun değilim.
Evet Ebubekir Sifil cümlesine böyle başladı. İslam aleminin durumunun kötü olduğunu ve bu kadar zulüm altındayken iki Müslüman’ın kalkıp bu konuları yani uydurma hadislere dayalı din anlayışıyla Kuran’a dayalı din anlayışını tartışmasının uygun olmadığını dile getirdi. Halbuki İslam aleminin bu durumda olmasının sebebi uydurma hadislere dayalı din anlayışının hakim olmasıdır. İslam aleminde bilim, akıl, sorgulama ve kritik düşünme ayaklar altındadır. Müslüman olduğunu iddia eden kişiler Kuran’daki kaliteden, akılcılıktan uzak, bilim ve medeniyet düşmanı bir vaziyette tüm dünya milletleri tarafından ezilmektedirler. Dünyada Müslümanları kimse kale almamakta, çekinmekte ve hatta korkmaktadır.
Dolayısıyla eğer İslam aleminin durumu malumsa konuşup tartışılacak en önemli konu uydurulan din ve indirilen dinin farkıdır.
Ebubekir Sifil : Evrim bu ümmetin düşüncelerine yeni sokuluyor
Ebubekir Sifil ya tarih bilmiyor ya da bilmiyor taklidi yapıyor. Evrim düşüncesi bundan 1000 sene önce ilk olarak Müslümanlar tarafından ortaya atılmıştır. Canlılığın minerallerden başlayarak insana kadar birbirleriyle bağlantılı olduğunu ilk savunanlar Müslümanlardır. Dolayısıyla bu konu İslam dünyasında yeni bir konu değildir. Tam tersi bu konu batı dünyasında yeni bir konudur.
Ebubekir Sifil : Daeş hadisleri kullanarak zulüm yapıyor demek hatalı olur. İsterseniz Kuran’dan da istediğiniz sonucu çıkarırsınız.
İnsanlar kötü niyetli olduğu zaman tabi ki Kuran’dan veya başka bir metinden istedikleri sonucu çıkarabilirler. Fakat arada şöyle bir fark var. Kuran’dan bir katliama veya öldürmeye dair net bir ayet bulamazsınız. Ancak hadislere baktığınızda net bir şekilde dinini değiştireni öldürme, namaz kılmayanı öldürme vb. ifadeleri bulabilirsiniz.
Ayrıca Kuran ayetlerinin saptırılarak insanlık dışı sonuçlar çıkarılmasının sebebi de yine uydurma hadislerdir. Çünkü din olarak bu sözleri benimseyen kitle, sürekli olarak Kuran’da bu sözlerin karşılığını aramaktadır. Dolayısıyla eğer bu hadislerin Kuran dışı ve uydurma olduğunu anlatırsanız Daeş gibi yapılanmalara büyük darbe indirmiş olursunuz.
Ebubekir Sifil : Kuran’da onlarca ayet bizi Peygamberimize yönlendiriyor. Ona muhalefet etmeyin diyor. Ona itaat edin diyor. O’nun verdiği hükme uyun diyor.
Bu konu başlı başına bir kitap konusu ve aslında konunun tam özünü oluşturan iddia. O yüzden bu konunun detayına burada girmeyeceğim. Fakat genel hatlarıyla söylemek gerekirse Allah’ın bizi yönlendirdiği ve itaat emri verdiği kişi resuldür. Yani Allah’tan aldığı vahyi ileten kişidir. Vahiy de Kuran’dadır. Eğer Peygamber hayatta olsaydı gündelik bir konuda O’nun aramızda verdiği hükme içimizde kuşku olmadan iman ederdik. Ama şu an hayatta değil ve aramızda hüküm veremez.
Kuran’da yer alan “Allah ve resulü” cümlesi bir kalıptır. Bu kalıpta Allah ve resul ayrı iki otorite değildir. Eğer ayrı iki otorite olsaydı o zaman bu ayetlerin tümünde Allah’ın resulü ile istişare edip karar verdiği sonucu çıkardı ve bu sonuç tevhide bile aykırı olurdu. Buradaki kalıbın manası Allah’ın resulü aracılığı ile bildirdiği vahiydir ve bu da Kuran’dır. Yani kimin söylediği belli olmayan Kuran’a ve akla aykırı uydurma hadisler değildir.
Bu konuda detaylı bilgi sahibi olmak isteyenler Zeki Bayraktar’ın “Kuran ve Sünnet Ama Hangi Sünnet” kitabını ve Kuran Araştırmaları Grubu’nun “Uydurulan Din ve Kuran’daki Din” kitabını okuyabilirler.
Ebubekir Sifil : Birşeyin Kuran’da olmaması onun dinin dışında olduğu manasına gelmez
Evet Ebubekir Sifil’in bu sözünü unutmayalım. Birazdan kendisiyle çelişirken bunu kullanacağız.
Ebubekir Sifil : Sahih hadislerin hiçbiri inkar edilemez
Bu çok büyük bir iddiadır. Çünkü sahih denen hadislerin çok büyük bir kısmı Kuran’a aykırıdır. Dininden dönenin öldürülmesi, namaz kılmayanın dövülmesi hatta öldürülmesi, zina yapanın taşlanarak öldürülmesi vs.
Ebubekir Sifil : Sinek hadisi üzerine uluslararası sempozyumlar düzenlenmiş. Batılılar bunu araştırmış.
Evet Ebubekir Sifil’in bahsettiği hadis yemeğe düşen sineğin iyice batırılıp sonra yenmesi iddiasıdır. Bu konuda herhangi bilimsel bir çalışma yoktur. Olsa olsa bu görüşteki Arap (sözde) bilim adamlarının hadisi haklı çıkarmak için akademik kademelerini kötüye kullanarak uydurdukları iddialar olabilir. Allah’ın Kuran’daki “size temiz şeyler helal kılındı”(5/4) ayetine rağmen Peygamberimizin dışkıya konan sineğin düştüğü yemeği iyice batırarak yiyin demesi akla ve mantığa aykırıdır.
Ebubekir Sifil : Hadise uydurma derken neden uydurulduğunu açıklamanız lazım.
Ebubekir Sifil’in demagojilerinden birisi. Birisi Peygamberimize iftira atıyor ve biz diyoruz ki bunu Peygamber söylemiş olamaz, çünkü bu hem Kuran’a aykırı hem akla. Ebubekir bey diyor ki : o zaman bunun neden uydurulduğunu açıklayın.
Peki soruyorum. Birisi kalkıp Ebubekir Sifil için gece gündüz zina yapar günahkardır dese ve biz de sorsak “Ebubekir bey var mı böyle bir şey” ve kendisi de “hayır yok” dese. Biz de kalkıp : o zaman bu iftiranın size neden atıldığını söyleyin yoksa inanırız.
Sizce de saçmalamış olmaz mıyız? Peki kendini korurken bu kadar titiz davranan Sifil neden Peygamberimize yönelik iftiralarda, akıl dışı iddialarda ille de bunun uydurulma nedenini öğrenmek istiyor?
Ebubekir Sifil : Peygamberimizin beni Yunus’tan üstün tutmayın sözü Kuran’a aykırıdır neden kullandınız?
Program sırasında Caner Taslaman uydurma bir hadis olan “Sen olmasaydın alemleri yaratmazdım” sözünü söyledikten sonra Peygamberimize ait olduğu iddia edilen” Beni Yunus’tan üstün tutmayınız” sözünü dile getiriyor. Bunun üzerine Ebubekir Sifil bu söz de Kuran’a aykırı neden kullandınız diyor.
Fakat Ebubekir bey bu konuda hata yapıyor. Bu cümle Kuran’a aykırı değil. Çünkü Allah ayetlerinde hiçbir Peygamberin birbirine üstün tutulmaması gerektiğini söylüyor. Bu söz de ayetle aynı söz. Beni Yunus’tan üstün tutmayın. Beni Yunus’tan üstün tutmayın demek, Beni Yunus’tan aşağı tutun manasına gelmez. İkimizi de eşit bilin manasına gelir ve bu da Kuran’la tam uyumludur. Çünkü kimin üstün olduğunu ancak Allah bilir ve bize bunu belirleme yetkisi vermemiştir.
Deyin ki: “Biz Allah’a; bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına indirilene, Musa ve İsa’ya verilen ile peygamberlere Rabbinden verilene iman ettik. Onlardan hiç birini diğerinden ayırdetmeyiz ve biz O’na teslim olmuşlarız.” [Bakara Suresi (2/136]
Ayetin manası “hiçbirini diğerinden üstün tutmayınız” dır ve bu da üstteki sözle tam bir uyum içindedir.
Ebubekir Sifil : Peygamberimiz alemlere rahmet olarak gönderilmiştir. Dolayısıyla diğer Peygamberlerden üstündür.
Bu iddia da tamamen demagojik bir iddiadır. Çünkü Kuran’da Hz. İbrahim’le ilgili “Allah O’nu dost edindi” ifadesi geçer, Hz. İsa’ya doğduğu gün, öleceği gün ve yeniden dirileceği gün Allah’tan selam verilir. Bu vb. ayetlerde geçen ifadeler sadece bu Peygamberler için mi geçerlidir. Yani Allah Hz. Muhammed’i dost edinmemiş midir? Hz. Muhammed’e doğduğu, öleceği ve yeniden dirileceği gün için selam vermemiş midir?
Bu bağlamda baktığımızda tüm Peygamberler alemlere rahmet olarak gönderilir, hepsi Allah’ın dostudur, hepsi için selam vardır.
Ebubekir Sifil : Kadın sünneti faydalıdır. Kadının cinsel hazzını artırmak için yapılır.
Ebubekir Sifil’in uydurma cevaplarından birisi. Sünnet tamamen cinsel hazzın azaltılmasına ve hatta yok edilmesine yönelik bir operasyondur. Bir müşrik geleneğidir. Zaten biraz zekası olan bir insan Ortadoğu gibi bir yerde cinsellikle ilgili bir konuda hazzın artırılmaya mı azaltılmaya mı çalışacağını tahmin edebilir. Sünnet, Allah’ın yarattığı eksiksiz ve fazlasız bedene yapılan bir sakatlama operasyonudur. Çok ufak bir araştırma ile bunun böyle olduğu görülebilir. Ayrıca çocuklara sorulmadan yapılan bu operasyon uygulanma biçimi olarak da İslam’a aykırıdır. Çünkü dinde zorlama yoktur. Bu İslam’ın bir emri bile olsa kimse 5-6 aylık veya 6-7 yaşındaki çocuğuna kendi izni olmadan böyle bir müdahaleyi yapamaz.
Ebubekir Sifil : Kız çocuğunun idrarı daha ağır kokar. Erkek idrarından farklıdır.
Ebubekir Sifil’in yine uydurma hadisi aklamak için verdiği yanlış bilgilerden biri. Uydurma hadise göre erkek çocuğun idrarı ufak bir temizlemeyle geçerken kız çocuğunun ki iyice yıkanması gerekiyor. E tabi güya sahih olan bu hadisi aklamak için ne yapmamız gerekiyor. Hiçbir üroloğun söylemediği hiçbir kaynakta geçmeyen bir iddiayı ortaya atmak.
Ebubekir beyin bu iddiası da geçersizdir. Bir kız çocuğu ile erkek çocuğunun idrarı arasında hiçbir fark yoktur. Ayrıca birazdan göreceğimiz gibi Caner beye “senin konun değil bu konulara girme” derken neden kendisi ürologların konusuna giriyor?
Ebubekir Sifil : Zayıf hadisin hükmü nedir? Bilmiyorsanız bunu öğrenmeden buraya gelmeyin. Bu alan senin alanın değil girme.
Caner Taslaman’ın Peygamberin güya beddua ettiği ve kötürüm kalan çocukla ilgili hadisi söylemesi üzerine sinirlenen Ebubekir Sifil tartışmada ezildiği için o klasik taktiği uyguladı. Soru sorma taktiği. Bu aslında daha çok ateistlerin uyguladığı ve defalarca şahit olduğum bir taktiktir. Karşı tarafın dile getirdiği ve seni mat ettiği konu ile ilgili alakasız bir soru sor ve “sen bilmiyorsun senin alanın değil bilmediğin konuya girme” gibi cümlelerle tartışmayı izleyen kişilerin gözünde o kişiyi itibarsızlaştır.
Evet Ebubekir Sifil de aynen bunu yaptı ve söylenen zayıf hadis üzerine “zayıf hadisin hükmü nedir söyle” “bilmiyorsun bu konulara girme” “gel öğreteyim” gibi bir anlam ifade etmeyen cümlelerle tartışmayı kaynatmaya çalıştı. Halbuki haklı olan kişi şunu demeliydi.
Caner bey bu hadis zayıf hadistir ve benim inancıma göre ciddiye alınacak bir iddia değildir. Evet diğer iddianıza geçelim.
Evet haklı olan kişi bunu söyler. Ama haksız olan kişi cevaplarıyla üstün gelemediği için karşı tarafın açığını bulmak için alakasız sorular sorup itibarsızlaştırmaya çalışır.
Ebubekir Sifil : Ebu Davut bu hadis kitabını neden yazdı? Bilmiyorsan bu alana girme.
Evet yine Caner Taslaman’ın söylediği bir uydurma hadis üzerine konuyla alakasız bir soru ile kaynatma çalışması. Eğer Ebubekir Sifil samimi olsa ve haklı olsaydı bunun yerine : Bak Caner kardeşim bu kitap şu şu sebeplerle yazılmıştır bu yüzden iddian geçersizdir derdi.
Ama haksız olduğu için üstte gördüğümüz ve birazdan yine gördüğümüz gibi sahih olarak nitelendirdiği hadislerde cevap veriyor taklidi yaparken, sahih olmadığını düşündüğü hadislerde yaygara çıkardı.
Ebubekir Sifil : Bilmiyorsun bu konunun cahilisin öğreteceğim. Tribüne oynama!
Bu iki cümlenin bir arada yer alması çok enteresan. Çünkü “bilmiyorsun bu konunun cahilisin” cümlesi tam anlamıyla tribüne oynamaktır. Tribüne oynamayan kişi bilgi, delil ve fikir sunar. Tribüne oynayan kişi ise “bu konuyu bilmiyorsun, öğreteceğim sana, falanca kitap neden yazıldı söyle bakalım, senin ilmin yetmez” gibi cümleler kurar. Anlayan anladı sanırım.
Ebubekir Sifil : Hz. Musa da Firavun’un sihirbazlarının yaptığı sihirden etkilenerek korktu. Bu insani bir şeydir olabilir.
Caner Taslaman’ın Peygamberimizin büyülenip günlerce Mekke sokaklarında aklı gitmiş bir vaziyette (haşa) gezdiği hadisi üzerine Ebubekir bey akla ziyan demagojik bir örnek veriyor. Hemen deşifre edelim.
Hz. Musa Firavun’un sihirbazlarıyla karşılaştığı ve onlar sihirlerini yaptıkları zaman Hz. Musa’nın bu sihirden etkilenmesi ile Peygamberimizin büyüden etkilenmesinin aynı şey olduğunu söylüyor.
Buradaki hata “etkilenme” kelimesinin aslında iki farklı manada olmasına rağmen sanki aynı manadaymış gibi kullanılması. Etkilenme sözü çok geniş bir kavramdır ve bulunulan duruma göre anlam kazanır. Mesela Hz. Musa kıssasındaki anlamı “korkmak, tedirgin olmak”tır. Mesela falanca kişi falanca bayandan etkilendi. Bu cümledeki anlamı “beğenmek”tir. Akrabamın ölümü beni etkiledi. Bu cümledeki anlamı üzülmektir. “Peygamberimiz büyüden etkilendi” cümlesindeki anlamı ise “Peygamberin aklı gitti, düşünme kabiliyetini kaybetti, ne dediğini bilmez hale geldi”dir.
Dolayısıyla iki etkilenme arasında dağlar kadar fark vardır. Tabi ki bir Peygamber de olsa insandır ve korkup tedirgin olabilir. Ancak aklın gitmesi, şuurunu kaybetmesi manasında etkilenemesi mümkün değildir. Çünkü Peygamber herhangi bir insan değildir. Allah’ın vahyini iletmek, söyledikleriyle ve yaptıklarıyla örnek olması gereken bir kişidir. O yüzden bu olayın olması mümkün değildir.
Ama Ebubekir Sifil, uydurma hadisler üzerine kurulu dini elinden gitmesin diye bu demagojik cevabı vererek insanların akıllarıyla alay etmektedir.
Ebubekir Sifil : Peygamberimizin bir günde 9 eşini dolaşması aklen mümkün müdür değil midir? Bunda ne gariplik var?
Caner Taslaman’ın Peygamberimizin bir gecede 9 hanımıyla birlikte olduğunu iddia eden uydurma hadise yönelik Ebubekir Sifil “bunda ne var” gibi bir cevap vermektedir. Ama konu zaten olaydaki gariplik değil bu bilginin bize nasıl ulaştığıdır? Bununla ilgili 3 seçenek vardır.
1-Peygamberimiz sahabelerle otururken (haşa) dün gece de 9 eşimle birlikte oldum demiştir.
2-Sahabeler Peygamberimizin evini sabaha kadar dikizleyerek buna şahit olmuşlardır (haşa).
3-Peygamberimizin eşleri sahabelere “Peygamber dün 9 hanımıyla birlikte oldu” demiştir(haşa).
Mesele bu 3 şıkkın da gerçekleşmiş olma ihtimalinin olmamasıdır.
Ebubekir Sifil : Peygamberimizin sakalında insanlar şifa bulur. Bu Kuran’a aykırı mı? Değil. Kuran’da Hz. Yusuf babasına gömlek gönderdi. O da şifa oldu.
Peygamberimizin sakalından, saçından veya özel bir kişisel eşyasından şifa umma konusu üzerine Ebubekir Sifil üstteki örneği veriyor. Halbuki burada Hz. Yakup’un gömlekten şifa bulduğuna dair bir ifade yok. Hz. Yakup’un gözünün kör olmasının sebebi olarak üzülmesi geçiyor. Hz. Yusuf da gömleğini göndererek yaşadığına dair bir delil göndermiş oluyor. Çünkü herkesin kokusu parmak izi gibi kendine hastır. Eğer kardeşleri “Yusuf yaşıyor” dese yüksek ihtimalle Hz. Yakup kardeşlerine inanmayacağı için Hz. Yusuf gömleğini gönderiyor ve yaşadığını net bir şekilde ispatlamış oluyor ve bu durumda üzüntüsü geçtiği için gözleri açılıyor. Yani sakaldan şifa ummayla konunun uzaktan yakında alakası yok.
Ebubekir Sifil : Cehennemin çoğunun kadınlarla dolması konusu. Erkek Kuran’a göre sorumlulukları fazladır.
Uydurma hadislerden biri olan cehennemin çoğunun kadınlardan olması konusunda ise Ebubekir Sifil demagoji bile yapamıyor. Konuya hiç cevap vermiyor. Sadece Kuran’da erkeğin kadın üzerindeki sorumluluğunun daha fazla olduğu ile ilgili cümleleri, kelimelerin yerlerini değiştirerek 5-6 kez tekrarlıyor ve cevap verdim diyor.
Ebubekir Sifil : Evrimle ilgili Caner beye 3 sorum var. Hz. Adem’in kendisine dönüştüğü bir canlıdan bahsediliyor mu? Hz. Adem’in öncesinde toprak harici bir şeyden bahsediliyor mu? Kuran’da türler arası geçişe örnek bir ayet var mı?
Caner Taslaman evrim konusunda “Kuran’da evrim teorisine delil ayet yoktur fakat tersi ayet de yoktur” diyor. Ancak bunu Ebubekir Bey anlamamış olacak ki evrim konusunda Kuran’dan delil istiyor. Caner Taslaman ise zaten Kuran’dan evrim gibi bir sonuç çıkmayacağını söylüyor.
Ebubekir Sifil ise Hz. Adem’in yaratılışının toprakla başladığını ve öncesinde başka canlı olmadığı için evrimin olamayacağını iddia ediyor. Bu iddiasının cevabı çok basit olduğu için Caner Taslaman cevabı verirken, Ebubekir bey cevabın verileceğini anladığı için müdahale ediyor.
Caner Taslaman : Kuran’da Hz. Adem’in topraktan yaratıldığına dair 1 ayet var, tüm insanların topraktan yaratıldığına dair 4 ayet var.
Ebubekir Sifil : Sen tüm insanları bırak kardeşim Hz. Adem’i soruyorum ben.
Evet üstteki diyalog birkaç kez gerçekleşiyor ve Caner Taslaman’a cevap verdirtmiyor. Tabi ilerleyen dakikalarda cevap veriliyor.
Cevap açık. Hz. Adem’in yaratılışı topraktan başladığı gibi, tüm insanların yaratılışı topraktan başlamıştır. Toprak sebze olur, o sebzeyi hayvanlar yer et olur, bu ikisini annemiz yer ve biz oluruz. Yani tüm insanların yaratılışı topraktan başlar sadece Hz. Adem’in yaratılışı değil.
Ayrıca Ebubekir Sifil, bir soruya cevap verirken “Veyis beyin hemen konuya girelim” uyarılarına karşı “sorunuza cevap vermem için bir alt yapı oluşturmam lazım” demesine karşın, kendi sorduğu soruya verilen cevabın ikinci cümlesinde “ben insanlardan bahsetmiyorum Hz. Adem’den söz ediyorum” diyerek kesmesi de aslında samimi olmadığını, amacının cevabı almak değil cevabı verdirtmemek olduğunu gösteriyor.
Ayrıca Ebubekir Sifil üstte yazının başlarında da belirttiğimiz gibi “bir şeyin Kuran’da olmaması onun dinin dışında olduğu manasına gelmez” demektedir. Bu konu da eğer O’na göre Kuran’da yoksa din dışıdır diyemez.
Ebubekir Sifil : Deve sidiğini sütle içerseniz şifa olur.
Caner Taslaman’ın deve sidiğinin şifa olduğunu iddia eden uydurma hadisi dile getirmesi üzerine sanki büyük bir yanlış anlaşılma havası oluşturan Ebubekir Sifil o kadar çırpındıktan sonra çok büyük bir şey söyleyeceğini umduğumuz bir anda “sidiği sütle karıştırırsanız şifa olur” şeklinde hiç de ikna edici olmayan bir açıklama ile karşımıza çıkıyor. İdrar denilen sıvı içinde üre barındıran ve sağlığa zararlı bir sıvıdır ve bu sıvının vücuttan çıkışı abdesti bozar, hatta Ebubekir beye sorsak abdest almadan önce tuvalete girse baya uzun yürüyüşlerden sonra abdest aldığını söyleyecektir. Peki böyle pis olduğu belli olan bir sıvının içilmesinin şifa olduğunu nasıl iddia edebilir?
Ebubekir Sifil : Peygamberin hayatı boyunca 20-30 bin cümle söylemesi çok mu garip?
Garip olan Peygamberimizin hayatı boyunca 20-30 bin cümle söylemesi değil, bu cümlelerin çoğunun Kuran’a aykırı olması, akla, bilime aykırı olmasıdır. Alemlere rahmet olarak gönderilen bir Peygamberin dilinden çıkmasına ihtimal olmamasıdır.
Daha detaylı bilgi için;
Zeki Bayraktar : Kuran ve Sünnet Ama Hangi Sünnet
Kuran Araştırmaları Grubu : Uydurulan Din ve Kuran’daki Din

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir