ATEİZME CEVAPKURAN'DAN SIRLARYAZILARIM

KURAN’IN BÜYÜK FARZI : SORGULAMAK

Çoğu kişiye din denilince akıllarına ön kabullerle bağlanılmış bilim ve akıl dışı bilgiler bütünü gelir. Belki çoğu din için bu iddia geçerli olabilir. Ama Allah katındaki tek din olan İslam için bu iddia geçerli değildir.

Kuran’da sorgulamak farz ibadettir. Kuran’ın 700’e yakın ayetinde düşünmek, akletmek ve sorgulamak geçer;

(Bu Kur’an,) Ayetlerini, iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. [Sad Suresi (38/29]

De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Şüphesiz, temiz akıl sahipleri öğüt alıp-düşünürler.” [Zümer Suresi (39/9]

Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün ardarda gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten deliler vardır. [Âli İmran Suresi (3/190]

Yüzlerce ayette Allah evrendeki tüm detayları incelememizi ve bu bilgiler üzerinde düşünmemizi emreder. Ayrıca Kuran’da açık görüşlü olmak ve her fikri dinleyip en güzeline uymak da farzdır. Yani bağnaz bir kafa yapısı, tek taraflı düşünce, bir kişiye kayıtsız şartsız bağlılıkla o ne derse kabul etmek yoktur.

Ki onlar, sözü işitirler ve en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah’ın kendilerini hidayete erdirdiği kimselerdir ve onlar, temiz akıl sahipleridir. [Zümer Suresi (39/18]

Allah Kuran’ı dahi sorgulayarak test etmemizi ister;

Onlar hâlâ Kur’an’ı iyice düşünmüyorlar mı? Eğer o, Allah’tan başkasının katından olsaydı, kuşkusuz içinde birçok aykırılıklar (çelişkiler, ihtilaflar) bulacaklardı. [Nisa Suresi (4/82]

Şu anda özellikle ateistlerin üzerinde durdukları en önemli 3 konu : Yeryüzünde dökülen kan, Allah’ı görmek ve ölülerin nasıl diriltileceği konularıdır. İlginçtir ki bu konuları ilk sorgulayanlar ateist veya deistler değil, Peygamberler ve Meleklerdir.

Hz. İbrahim ölülerin nasıl diriltileceğini sorgulamıştır;

Hani İbrahim: “Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster” demişti. (Allah ona:) “İnanmıyor musun?” deyince, “Hayır (inandım), ancak kalbimin tatmin olması için” dedi. “Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır, sonra onları (parçalayıp) her bir parçasını bir dağın üzerine bırak, sonra da onları çağır. Sana koşarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.” [Bakara Suresi (2/260]

Hz. Musa Allah’ı görmek istemiştir;

Musa tayin edilen sürede gelince ve Rabbi O’nunla konuşunca: “Rabbim, bana göster, Seni göreyim” dedi. (Allah:) “Beni asla göremezsin, ama şu dağa bak; eğer o yerinde karar kılabilirse, sen de beni göreceksin.” Rabbi dağa tecelli edince, onu param parça etti. Musa bayılarak yere düştü. Kendine geldiğinde: “Sen ne yücesin (Rabbim). Sana tevbe ettim ve ben iman edenlerin ilkiyim” dedi.  [A’raf Suresi (7/143]

Melekler yeryüzündeki zulmü sorgulamışlardır;

Hani Rabbin, Meleklere: “Muhakkak ben, yeryüzünde bir halife var edeceğim” demişti. Onlar da: “Biz seni  şükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?” dediler. (Allah:) “Şüphesiz sizin bilmediğinizi ben bilirim” dedi.  [Bakara Suresi (2/30]

Ayetlerden anlaşılıyor ki bu tarz konuları sorgulamak, yani bu konularda sorular sormak ve cevap aramak Peygamber sünnetidir. Dolayısıyla kimse Kuran’da sorgulama ve düşünme olmadığını iddia edemez.

Allah üstteki gibi soruları sormamızı uygun bulurken ibadetlere dair veya Kuran’ın genelindeki hükümlere dair detayları sormamızı istemez. Bunun en güzel örneği sığır kıssasındadır. Allah bir sığır kesin der. Fakat Musa kavmi sürekli olarak detay sorarak ibadeti içinden çıkılmaz bir hale getirmeye çalışır;

Hani Musa kavmine: “Allah, muhakkak sizin bir sığır kesmenizi emrediyor” demişti. “Bizi alaya mı alıyorsun?” dediler. (Musa) “Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım” dedi. [Bakara Suresi (2/67]

“Rabbine adımıza yalvar da, bize niteliklerini açıklasın” dediler. (Musa, Rabbine yalvardıktan sonra) “Şüphesiz Allah diyor ki: O ne pek geçkin, ne de pek genç, ikisi arası dinç(likte bir sığır olmalı)dır. Artık emrolunduğunuz şeyi yerine getirin” dedi. [Bakara Suresi (2/68]

(Bu sefer) dediler ki: “Rabbine adımıza yalvar da, bize rengini bildirsin.” O: “(Rabbim) diyor ki: O, bakanların içini ferahlatan sarı bir inektir” dedi.  [Bakara Suresi (2/69]

(Onlar yine:) “Rabbine adımıza yalvar da, bize onun niteliklerini açıklasın. Çünkü bize göre sığırlar birbirine benzer. İnşaallah (Allah dilerse) biz doğruyu buluruz” dediler. [Bakara Suresi (2/70]

(Bunun üzerine Musa, “Rabbim) diyor ki: O, yeri sürmek ve ekini sulamak için boyunduruğa alınmayan, salma ve alacası olmayan bir inektir” dedi. (O zaman): “Şimdi gerçeği getirdin” dediler. Böylece ineği kestiler; ama neredeyse (bunu) yapmayacaklardı. [Bakara Suresi (2/71]

Görüldüğü gibi ayetlerde Allah bir ibadet söylüyorsa belirtmediği detaylardan sorumlu olmadığımız ve ısrarla detay sormamızın da hatalı olduğu sonucu çıkmaktadır.

Bu konuyla ilgili başka bir ayette de şöyledir;

Ey iman edenler, size açıklandığında sizi üzecek şeyleri sormayın; Kur’an indirildiği zaman sorarsanız, size açıklanır. Allah onu affetti. Allah bağışlayandır, (kullara) yumuşak olandır. [Mâide Suresi (5) /101]

Maide suresi 101. Ayette Allah ibadetle ilgili veya hayatın genel alanlarındaki bir konu ile ilgili detay sormamamızı emrediyor. Yani Kuran’da ne varsa onlardan sorumluyuz. Onun haricinde detaylarla uğraşmayın diyor Allah. Ne yazık ki şu an özellikle Ramazan programlarında gördüğümüz, dinde detay sorma hastalığına bu ayetle eleştiri getirilmiştir.

Yani Allah Müslümanlara, O’nu neden göremediğinizi, yeryüzünde neden kan döküldüğünü vb soruları sorabileceğimizi ve üzerinde düşünebileceğimizi ama hayata dair verilen Kuran hükümlerinin detayını sormamamızı ve üzerinde de düşünmememizi söylemektedir. Ama ne yazık ki Müslümanlar tam tersini yapmakta çok önemli felsefi konular üzerinde düşünmeyi özellikle ateist ve deistlere bırakıp, şunu yapmak abdesti bozar mı, şu orucu bozar mı, namazda elim hangi açıyla duracak gibi gereksiz sorularla boğuşmaktadırlar…

Ayrıca Kuran’nın sorgulama konusundaki en önemli emri anne babadan gelen dini sorgulamaktır. Çünkü dünyada geçmişte yaşamış, şu an yaşayan ve yaşayacak herkes farklı bir dinin olduğu toplum ve ailede doğarlar. Hatta o dinlerin de farklı mezheplerinde. Ve ilginçtir ki herkes doğru olduğunu iddia eder. Bu nedenle Allah tüm insanlara (Müslümanlar da dahil) atalarının sistemini sorgulamayı ve Kuran’a göre düzeltmeyi emretmiştir;

Ne zaman onlara: “Allah’ın indirdiklerine uyun” denilse, onlar: “Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız” derler. (Peki) Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler? [Bakara Suresi (2/170]

Bu bağlamda düşünüldüğünde dünyadaki herkes Kuran’daki Allah’ın istediği İslam’a aynı uzaklıktadır.

Kısaca Kuran’da sorgulamak farz ibadettir. Felsefi düşünce sistemi Kuran’ın temelini oluşturmaktadır. Ama birçok Müslüman felsefenin ateistlere dinsizlere ait bir şey olduğunu sanmaktadır. Tam tersi felsefi ve bilimsel düşünce Kuran’ın ana mesajıdır…

KURAN’IN BÜYÜK FARZI : SORGULAMAK” üzerine bir yorum

  1. Yazının sonunu ” Zaten sorgulayip arastirdikca islamin hakikati ve mukemmelligi ortaya çıkar.” şeklinde bitseydi daha güzel olurdu. İlminize ve yureginize sağlık.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir