ATEİZME CEVAPYAZILARIM

PSİKOPATLIK BİR KARAKTERDİR, DİNLERİ VE İDEOLOJİLERİ KULLANIR!

Dünya üzerinde yaşayan insanların çok farklı karakterleri vardır. Bu yazıda bu karakterler arasında saldırgan, vahşete düşkün olanlar ve sakin-itidalli insanlar arasındaki farklar incelenecektir.

Özellikle son dönemde “sözde” İslami terör örgütleri gibi kendi içinde çelişkili yapılanmaların gündemde olduğuna şahit oluyoruz. İslam’ın manalarından biri de “barış”tır. Bu anlamını alarak üstteki tanımı tekrarlayacak olursak “barışçıl terör” gibi sonuç karşımıza çıkar ki, ne kadar uyumsuz oldukları düşük zekaya sahip bir insanın bile anlayabileceği tarzdadır.

Evet konumuza girelim. Neden bazı insanlar saldırgan bazıları ise mülayim olurlar? Saldırganlığa sebep din midir? Yoksa bir ideoji mi? Aslına bakarsanız saldırganlık bir karakterdir. Bu karakterin özellikleri;

-Karşı görüşe tahammül edemez

-Karşı görüşün yok olmasını ister

-İnsanları sevmez

-Vahşete, kavgaya ve hatta öldürmeye meyillidir

-Psikolojisi bozuktur

-Akli dengesinin bozuk olduğunun farkında değildir

Üstte saydıklarım herhangi bir dine ya da ideolojiye bağlı bir insan için yazılmadı. Bu bir karakterdir ve bu karakter her görüş, düşünce, din ve ideolojide vardır.

Mesela holiganlar! Hangi din veya ideoloji nedeniyle karşı takımın taraftarına saldırırlar? Hiçbiri…

Karakterleri o şekildedir ve üstte saydığımız özellikleri taşırlar. Bunu yaparken herhangi bir düşünceye dayanmazlar. Ne yaptıklarını da bilmezler. Şimdi din ve ideolojilerde durum nasıl ona bakalım;

Musevi, Hristiyan veya Müslüman olan fakat üstte bahsettiğimiz karakteri taşıyan çok sayıda insan olmasına rağmen, bu karaktere karşı olan milyonlarca insan vardır. Birazdan Kuran ayetleriyle konuyu netleştireceğim.

Biraz da ideolojilerden bahsedelim;

*Komünizmi benimseyen ve bu karakterde olan yine binlerce insan vardır. Mesela PKK komünisttir ve komünizme göre terör meşrudur. Stalin ve Lenin döneminde milyonlarca insan sırf Komünizme karşı oldukları için katledilmişlerdir. Hatta Stalin, kendini az alkışlayan delegeleri bile öldürtmüştür. Komünizm tarihi aslında vahşet tarihidir. Şu an Çin’de komünizme karşı ayaklanma olmaması için Facebook ve Twitter yasaktır. Devlet sistemine karşı çıkanlar öldürülmektedir.  Mao zamanında da milyonlarca insan katledilmiştir.

*Faşizm denince ilk akla gelen Hitler, tam anlamıyla bu karakteri taşır. Her ne kadar dini söylevlerde bulunmuş olsa da bu kişinin dinle alakası yoktur. Dini sadece kendi psikopatlıklarına alet etmiştir. Bu arada ateistlerin, Enistein’ın, Allah inancı ve din konusundaki onlarca söylevine “insanları idare etti” yorumu karşısında, Hitlerin söylevleri için “son derece samimiydi” gibi bir yorum yapmaları çok samimiyetsiz bir durumdur.

O zaman şu gerçeği kabul etmeliyiz ;

HİÇBİR DİN, VAHŞETİ EMRETMEZ. İNSANLAR VAHŞİLİKLERİ İÇİN DİNİ KULLANIR.

Tabi ki insanların bu tutumu dinleri bağlamaz. Çünkü İslam sevgiyi, hoşgörüyü ve fikir özgürlüğünü emreder. Hz. Muhammed, 23 senelik Peygamberlik hayatında sadece 2 ay savaşmıştır. Bu savaşların tümü savunma amaçlıdır. Şimdi Kuran ayetleri ışığında bir Müslümanın farklı din veya inançtaki kişilere karşı -olması gereken- bakışını inceleyelim.

*Hiçbir insan başka bir insanı dini yaşama konusunda zorlayamaz.

Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. [Bakara Suresi (2/256]

*Allah’ı inkar edenlere karşı Müslümanların tebliğ haricinde hiçbir söz söyleme hakkı yoktur. Bu konu için başlı başına bir sure vardır. Kafirun Suresi;

De ki: “Ey kafirler.”
“Ben sizin taptıklarınıza tapmam.”
“Benim taptığıma siz tapacak değilsiniz.”
“Ben de sizin taptıklarınıza tapacak değilim.”
“Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz.”
“Sizin dininiz size, benim dinim bana.”
[Kâfirûn Suresi (109/1-6]

*Başka bir görüş veya dindeki biri Müslümanlara karşı hakaret vb. cümleler sarf ederse Müslüman kalitesini bozmaz hakaret etmez. Sadece “Selam” der.

O Rahman (olan Allah)ın kulları, yeryüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler ve cahiller kendileriyle muhatap oldukları zaman “Selam” derler. [Furkan Suresi (25/63]

*Müslüman, kendini dinlemeyenlere karşı saldırmayı bırakın, ısrar dahi edemez.

Fakat uyarmalar bir yarar sağlamıyor. Öyleyse sen onlardan yüz çevir. [Kamer Suresi (54/5-6]

* Müslüman kişi, eğer kendine karşı savaşmıyorsa veya bir mücadelesi yoksa Ateist, Hristiyan veya Musevi bir kişiye iyilik yapmak ve adaletli davranmak “zorundadır”.

Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever. [Mümtehine Suresi (60/8]

*Kuran’da öldürme ile ilgili ayetlerin tamamı Müslümanlara yapılan saldıranlara karşılıktır. Tabi ki bir insanın kendisini öldürmek için saldıran birisine karşı kendini koruması son derece doğaldır. Buna hukukta da “meşru müdafa” denir. Müslümanların savaşı savunma amaçlı yaptığı tek bir ayetten bile anlaşılır.

Eğer onlar barışa eğilim gösterirlerse, sen de ona eğilim göster ve Allah’a tevekkül et. Çünkü O, işitendir, bilendir. [Enfal Suresi (8/61]

Onlar, (savaşa) son verirlerse (siz de son verin); şüphesiz Allah, bağışlayandır esirgeyendir. [Bakara Suresi (2/192]

Eğer saldırı savaşı olsa, karşı tarafın barışa eğilim göstermesi saldıran açısından önem taşımazdı. Sadece savunma savaşlarında karşı taraf barış isterse savunan taraf da hemen kabul eder.

*Kuran’da savaş savunma amaçlıdır, karşı taraf başlatınca başlar ve karşı taraf bitirince biter

Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda savaşın, (ancak) aşırı gitmeyin. Elbette Allah aşırı gidenleri sevmez. Onları, bulduğunuz yerde öldürün ve sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne, öldürmekten beterdir. Onlar, size karşı savaşıncaya kadar siz, Mescid-i Haram yanında onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa siz de onlarla savaşın. Kafirlerin cezası işte böyledir.Onlar, (savaşa) son verirlerse (siz de son verin); şüphesiz Allah, bağışlayandır esirgeyendir. [Bakara Suresi (2/190-191-192]

*Allah, Kuran’da Müslümanlara karşı saldıran kişilere bile savaşırken aşırıya gidilmemesini emretmiştir. Böyle bir savaş hukuku dünyada hiçbir anayasada yoktur.

Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda savaşın, (ancak) aşırı gitmeyin. Elbette Allah aşırı gidenleri sevmez. [Bakara Suresi (2/190]

*Allah, Kuran’da Müslümanlara savaşmayı sadece saldırı durumunda izin vermiştir.

Kendilerine zulmedilmesi dolayısıyla, onlara karşı savaş açılana (mü’minlere, savaşma) izni verildi. Şüphesiz Allah, onlara yardım etmeye güç yetirendir. [Hac Suresi (22/39]

*Kuran’da masum bir insanı öldürmek tüm insanlığı öldürmekle eş tutulmuştur.

Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın (haksız yere) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. [Mâide Suresi (5/32]

*Ateist arkadaşların birçoğunun her mecrada dile getirdikleri “müşrikleri gördüğünüz yerde öldürün” ayetine gelelim. Aslında bana sorarsanız Kuran’da şefkatin en yüksek tecellisini gördüğüm ayet. Neden mi?

İlk başta Müşrik kimdir ona bakalım;

Müşrikler Allah’ı inkar etmezler. Allah’ı kabul ederler ama O’na şirk koşarlar. Nasıl mı? Allah adına binlerce haram uydurarak. Kuran’ı değil alimlerini, bilginlerini Rab –yani yol gösterici- edinerek. Aslında Müşrikler, birçok ateistin, gördüğünde Müslüman sanarak dinden çıkmasına neden olan Kuran’da –pislik- olarak tanıtılan varlıklardır. Müşrikler kadınlardan nefret ederler. Uydurdukları haramlara kendileri uymazlar ama herkesi eleştirirler. Sanırım tanıdık gelmiştir. Müşrikler kadınlara düşman oldukları için onlara sürekli eziyet ederler. Din adına onların özgürlüklerini sürekli kısıtlarlar. Hatta İslam’la alakası olmayan Recm cezası, bir Müşrik geleneğidir. Müşrikler son derece kalitesiz ve ahmaktırlar. Akılsızlıklarının da farkına varmazlar.

Bu kısa bilgiden sonra ayete gelelim.

Haram aylar (süre tanınmış dört ay) sıyrılıp-bitince (çıkınca) müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün…
[Tevbe Suresi (9/5]

Ateist arkadaşların genel taktiği ayetleri tek başına alırlar. Öncesi ve sonrasını almazlar. Eğer bu genel bir hüküm olsaydı müşrikler için değil kafirler için olurdu. Ki üstte de gördüğümüz gibi Kuran’da fikir özgürlüğü vardır. Peki açıklaması nedir? Sureyi en baştan inceleyelim;

1-(Bu,) Müşriklerden kendileriyle antlaşma imzaladıklarınıza Allah’tan ve Resûlü’nden kesin bir uyarıdır.
2-Bundan böyle yeryüzünde (size tanınmış bir süre olarak) dört ay dolaşın. Ve bilin ki Allah’ı aciz bırakacak değilsiniz. Gerçekten Allah, inkâr edenleri hor ve aşağılık kılıcıdır.
4-Ancak müşriklerden kendileriyle antlaşma imzaladıklarınızdan (antlaşmadan) bir şeyi eksiltmeyenler ve size karşı hiç kimseye yardım etmeyenler başka; artık antlaşmalarını, süresi bitene kadar tamamlayın. Şüphesiz, Allah muttaki olanları sever.
5-Haram aylar (süre tanınmış dört ay) sıyrılıp-bitince (çıkınca) müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün, onları tutuklayın, kuşatın ve onların bütün geçit yerlerini kesip-tutun. Eğer tevbe edip namaz kılarlarsa ve zekatı verirlerse yollarını açıverin. Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

6-Eğer müşriklerden biri, senden ’eman isterse’, ona eman ver; öyle ki Allah’ın sözünü dinlemiş olsun, sonra onu ‘güvenlik içinde olacağı yere ulaştır.’ Bu, onların elbette bilmeyen bir topluluk olmaları nedeniyledir.

[Tevbe Suresi (9/1-6]

1. ayette bu hükmün Müşriklerin tamamı için değil “Müşriklerden kendileriyle antlaşma imzaladıklarınıza” denilerek sadece anlaşma imzalananlarla ilgili olduğu belirtilir. Peki bu anlaşma nedir? Kimse kimseye dokunmayacak. Kimse kimseyi öldürmeyecek.  4. ayette, anlaşmaya uyanlara dokunulmaması emredilir. Peki anlaşmayı bozan, yani Müslümanları bir gece baskınıyla şehit eden müşrikler… İşte hüküm bu kişiler için geçerlidir. Ancak o an haram aylar içerisinde olunduğu için “haram aylar çıkınca” (haram aylar : savaşmanın haram olduğu 4 ay) denilerek karşılığın, bu aylar çıkınca verileceği belirtilmiştir. “Çağrı” filmini izleyenler bilir. Müşrikler bir gece vakti Müslümanlara saldırmış ve onlarca Müslümanı şehit etmiştir. Anlaşma yapılmasına rağmen. Ama bir dakika… Allah 5. ayette eğer tevbe edip eman isterlerse bu kişilerin affedilmesini ve hatta güvenlik içinde olacakları yere de Müslümanlar tarafından ulaştırmalarını emreder. Bu şu demektir;

Senin babanı, anneni veya kardeşini suçsuz yere katleden birisi sana “tövbe ediyorum” diyor ve sen o kişiyi kendi korumana alıp güvenlik içinde olacağı yere götürüyorsun. İşte bu nedenle Kuran’daki şefkatin ve affedileceğin en yüksek tecellisi bu ayettir. Vahşetin değil…!

Tüm bu yazılanlardan çıkan sonuç;

İslam’da vahşet değil barış, hoşgörü ve güven vardır. Her görüş ve her düşünceye karşı… Kendi psikopatlıkları nedeniyle , bir dini veya bir ideolojiyi kullananlar, bunu karakterlerinin gereğini olarak yapar dinin gereği olarak değil.

 

İLGİLENECEĞİNİZ DİĞER MAKALEM : http://akingozukan.com/isidin-gercek-yuzu/

PSİKOPATLIK BİR KARAKTERDİR, DİNLERİ VE İDEOLOJİLERİ KULLANIR!” üzerine 2 yorum

Yorumlar kapalı.